Karanlığın Korkularını Yırtan Güneş Yüzlü Dağ Yürekli Kızların Şahididir Bu Ülke

  • 2018 9 29 | Makale

 

Her birinin ayrı hikayesi vardır  elbet kimisi bir kış gününde kimisi bambaşka bir mevsimde özgürlük aşkıyla tanışır ve hiç tereddüt etmeden heybesine doldurur umutlarını ve hiç bilmediği diyarların yolcusu olur. Özgürlük ile tanışmanın özgürlüğü yaratmanın savaşını verirler. Kadınlar tüm güzellikleriyle doğuşun anlamlaştığı yaşamları yaratmanın cettin mücadelesini veriyorlar. Mücadele büyüdükçe acısını da kendisiyle büyütüyordu. Her bir savaş sonrası hızla çarpan yüreklerimiz bu acıya hiç alışmadı ve alışmayacak alışmak ihanettir ondandır gidenler hep bizden bir parça alıp kendilerinden bir parça bırakarak gidiyorlar. Yaşamak uğruna vurulan gencecik bedenlerin

toprağa düştüğü acıdır bizi yürekli kılan. Bu gün yine gök ağladı. İnsan seli yüreği acılı annelerin gözyaşlarıyla ıslandı. Gidişlere yeni gidişler katılıyordu hepiniz toprak anayla  bütünleşiyordunuz. Bir umut uğruna bir bir yıldızlaştınız ve yıldızlar halayınıza her gün yeni yıldızlar eklenerek büyüdü. Evet güzel yürekli kadın sende bu gün öylece sessiz ve sedasız yumdun gözlerini ve hiç vedalaşmadan bizi bırakıp kervanına ulaştın. Bazen düşünüyorum nasıl dayanıyorduk bu kadar acıya ve bu kadar acıyı nasıl yıkılmadan taşıyorduk. Özgür bir yaşamı yaratmak için öldükçe çoğaldık çağlayan bir halk topluluğuna dönüştük. Bir gün öylece gidileceğine hiç inanamamıştım oysa şimdi önümde boylu boyunca uzanmış ve sonsuzluğa az sonra uğurlanacaksın içimden senle konuşuyorum etrafın belki de hiç haberi yok bu sohbetimizde, bir gizem içinde kalıyor, sözcükler.  Şimdi önünde durmuş yüreği acı içinde yanan annen feryadı hepimizin yüreklerini parçalayıp göğü delerken biz çığlığımızı yüreklerimize gömüyoruz.  İçimden bu gidişe isyan etmek kalk Evin demek geçiyor yapamıyorum kızarsın diye sadece susmakla yetiniyorum. Yanlış anlama ölümü hiç anlamsız bulmadım ama hep isyan ederim vakitsiz gidişlere ve sende diğer tüm yoldaşlar gibi vakitsiz gelen bir sonbaharda heybeni bize bırakarak gidiyorsun işte. Gidiyorsun biz zamandan başka bir zamana yolcu oluyorsun belki bir ışık hızında ruhun özgürlükle buluştuğu andır.  Bir yazıda okumuştum orda ölüm bir yer değiştirmedir deniliyordu. Bu gün o yazı aklıma geldi sen niye yer değiştirdin oysa yapmak istediğin ve yarıda kalan o kadar şey vardı. Hep birlikte kurduğumuz hayallerimiz vardı. Yeni bir dünya yaratacaktık içinde zulmün ve hakaretin savaşın olmadığı bir yaşam kendi ellerimizle kuracaktık. Her şeyin eşit özgür olduğu mekanlar kurup koruyacaktık.  Güneşle amed surlarında buluşmaya hep beraber gidecektik. Bir ilk baharda çağlayan derelerle akıp ülkemizin her karış toprağını dolaşacaktık havasını içimize çekerken senin güzelliğin ve görkemin için bu savaşı göze aldık güzel Kürdistan diyecektik. Afrinden başlayıp zağros ve Toroslara yolculuk devam edecekti. Cudiye mırada ve heybetiyle baş eğmeyen araratı kucaklayacaktık senle birlikte. İsmin gibi bu ülkenin evini oldun. Evin Kürtçede aşk anlamına geliyor. Sende şimdi yıkık bir ülkenin gerçek aşkı oluyorsun. Bu ülkenin her karış toprağına aşık olan kadın sen hep bu ülkede temiz yüreklerde yaşıyor olacaksın. Biz seni bir ilk bahar gününde reyhan kokularının karıştığı serin rüzgarların esip kokunu getirdiği diyarlarda seni yaşıyor olacağız. Dağların aşığı dağın büyük dostu sevdan bu topraklarda çağlayacak hayallerin gerçek olana dek. Hayalini kurduğun insanlık için yaratmak istediğin güzel günler gerçekleşecek bunun için yaşıyor olacağız.

Asilik en çokta sana yakışıyordu

Kendi ülkesinde kaçak olan bir halkın

Yeniden var oluş umudu olurken

Kendini yeniden yaratırken geleceğin yolcusu olurken

Zalime zulme baş eğmeyen Kürdistanlı kadınlar

Bedenleriyle siper oldular özgürlüğe

Dağlara yazıldı adları onlar bir özgürlük kervanıydı

Onlar geleceği canları pahasına koruyan

Düşmana baş eğmeyen kadınların ülkesidir Kürdistan

Evin sen şimdi baş eğmeyen bir ülkenin aşkı oldun

                                           Delila Doğan Hakki